Biri.

Ben sadece gün içindeki koşuşturmaların sırasında yanından geçen biriyim.
Tanrıların uzun zaman önce bana ağlamayı yasakladı.
Kendi varolmamış ütopyanda çırpındığın her bir dakikada kafanın içinde konuşan sesim.
Göremeyeceğin kadar uzakta ve bir o kadar kalbini düşünmeden parçalayabilecek kadar en derininde.

Ben sadece gün içindeki koşuşturmaların sırasında sana uzaktan bakıp gülümseyen biriyim.
Tanrıların uzun zaman önce bana yalvarmayı yasakladı.
Tarihini yazmaya adım adım devam ederken nefes almayı unutman gibi.
Alışılagelmiş her bir girdapta umutsuz vaka hallerinle dibe batmamaya çalıştığın günlerden birindeyim.

Ben sadece gün içindeki koşuşturmaların sırasında sana sarılan biriyim.
Tanrıların uzun zaman önce beni yok saydı.
Her bir hissizliğinde ön gördüğün o dünyanın en bucağından çıkıp kollarını açmaya çalıştığın gibi.
Kan ter içinde kalmış çıplak bedeninin sayıkladığı her bir cümlenin en hissiyatsız vurgusuyum.

Ben sadece gün içindeki koşuşturmaların sırasında seni inkar eden biriyim.
Tanrıların uzun zaman önce beni affetti.

1 yorum:

Ruhsuz Atmaca dedi ki...

Varlık içinde yokluk bu olsa gerek ya da hiçlik mi desem...