Biri.

Ben sadece gün içindeki koşuşturmaların sırasında yanından geçen biriyim.
Tanrıların uzun zaman önce bana ağlamayı yasakladı.
Kendi varolmamış ütopyanda çırpındığın her bir dakikada kafanın içinde konuşan sesim.
Göremeyeceğin kadar uzakta ve bir o kadar kalbini düşünmeden parçalayabilecek kadar en derininde.

Ben sadece gün içindeki koşuşturmaların sırasında sana uzaktan bakıp gülümseyen biriyim.
Tanrıların uzun zaman önce bana yalvarmayı yasakladı.
Tarihini yazmaya adım adım devam ederken nefes almayı unutman gibi.
Alışılagelmiş her bir girdapta umutsuz vaka hallerinle dibe batmamaya çalıştığın günlerden birindeyim.

Ben sadece gün içindeki koşuşturmaların sırasında sana sarılan biriyim.
Tanrıların uzun zaman önce beni yok saydı.
Her bir hissizliğinde ön gördüğün o dünyanın en bucağından çıkıp kollarını açmaya çalıştığın gibi.
Kan ter içinde kalmış çıplak bedeninin sayıkladığı her bir cümlenin en hissiyatsız vurgusuyum.

Ben sadece gün içindeki koşuşturmaların sırasında seni inkar eden biriyim.
Tanrıların uzun zaman önce beni affetti.

Tik-Tak

Biz Thom Yorke çocuklarıydık.
Dizlerime kadar çekmişim çorabımı ve bir yandan susuzluğumu hissediyorum.
Geçmişten gelen aşklar yanımda süzülüyor. Bir tür mıknatıs gibi hizaya çekmekle meşgulüm hayaletleri.
Tik tik tak
Saniye ikide bir takılıyor ve döngüde kısılıyoruz.
Tik tik tak tik tik tak
İki kat yavaş yaşıyoruz fakat hızımızı ışık hızıyla karşılaştırabilecek kadar özgüvenimiz var.
Tik tik tak tik tik tak tik tik
Sorgulamaktan bitap düşmüş adamları sevdik.
Beyin dalgalarına aşıktık. Ve kemirilen beynine sarılarak dans ettik.
Gün yoğunluğunda kaybettik.
Çünkü sadece düzlük mutlu edecekti. Zira çalışan bir beyin kendi ütopyasında yuvarlanır dururdu.
Tik tik tak tik tik tak tik tik tak tik tik
Egomuz üstün sevmeleri kabullenemedi.
tik tik tak tik tik tak tik tik tak tik tik tak tik tik
İçlenmiş birer seri katildik.
Tüketmeyi bekleyen ve aynı zamanda avcıların eline düşen.
Zamanda dans ederek yorgun bacaklarının acısını hisseden ve durmadan yenilenen.
Tik tik tak tik tik tak tik tik tak tik tik tak tik tik tak tik tik tak

21

Rüyalarımda hala 21'im.
Hala sapsarı saçlarım var.
Ve hala sorularım.
Rüyalarımda hala güçlüyüm.
Hala kendimle barışığım.
Ve hala çözümlerim var.
Gözlerimi hafifçe aralıyorum ve kurumuş dudaklarımı hafifçe aralayarak gülümsüyorum.
Karşımda 4 yaşımda sahip olduğum hayali arkadaşım -ki kendisi artık 33 yaşında-
'Yanıma uzanmanı istiyorum, neden beni oradan izliyorsun' diyorum.
Dudaklarım iyice kurumuş ve saat öğlen 4 olmalı, kaçta yattığımı tam hatırlamıyorum.
Ona bir şeylerden bahsediyorum.
Yarın havanın ne kadar güzel olacağından, yeni bir şarkı keşfettiğimden, nasıl daha sağlıklı beslenmem gerektiğinden, bulutların neden varolduğundan ve bana sarılmasını istediğimden.
Rüyalarımda hala 21'im.
Bilincim kendi halinde salınırken, gerçekle olmayanı ayırt edemiyor gibi dans ediyor tüm düşünceler.
Hala sapsarı saçlarım var.
Onları okşadığını hissedebiliyorum. Ya da bu sadece bir rüzgar esintisinden ibaret.
Kuvvetli görünen fakat çökük hissettiren fiziğime değen eli hissedebiliyorum.
Sırtımda gezinen sıcak bir ten aslında.
Kurumuş dudaklarımı hafifçe aralayıp gülümsüyorum.
Hala sorularım ve bekleyen rüyalarım var.